.single

Sanat için soyunanlar Kadınlık için konuşsunlar

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın himayesinde KÜLT Derneği’nin de destek verdiği proje kapsamında, birbirinden ünlü 8 kadın sanatçı bir araya geldi ve uğradıkları şiddet sonucu hayatını kaybeden kadınlarla empati kurarak “O ben olabilirdim” dedi.

Fotoğraf sanatçısı Mehmet Turgut ve Yönetmen Emrah Gültekin’in prodüksiyonu ile ünlüler, şiddet mağduru kadınlarla Empati kurarak onların hayatlarının son anlarındaki medyaya yansımış fotoğraf karelerindeki halleri gibi görünmeye çalıştı. Her sanatçı, yerine geçtiği kadın sanki hayattaymış gibi onun duygularını anlatan bir de mektup yazdı.

Ayşe Paşalı… Melek Karaaslan… Şefika Etik… Meral Tahta… Ceylan Soysal… Mehtap Civelek… Gülşah Sarcan… Selma Civek…

Bu kadınların hepsi bir şekilde şiddet kurbanı Allah rahmet eylesin ama bu şiddet kurbanı kadınların yerine geçecek o ünlü isimler çok dikkatli seçilmesi lazımdı…

Hülya Avşar, Bergüzar Korel, Nur Fettahoğlu, Burcu Esmersoy, Meltem Cumbul, Ezgi Mola, Dolunay Soysert ve Songül Öden özel makyaj ve kostümlerle hayatını kaybeden bu 8 kadının yerine geçti.

Vallahi bu isimleri görünce çoğumuz şunu demiştir?

Bu isimlerle mi topluma “şiddet” konusunda mesaj vereceğiz…

Bu isimlerin çoğu bu günkü şöhretlerini sansasyonel hayatlarına borçlu değiller mi?

Sevgilileri, gafları, saçma konuşmaları, ukalalıkları, firikik vermeleri vs…

Yani bu ünlü isimler gerçekten kadına şiddeti anlayacak ne yaşamışlar veya bu konuda ne yapmışlar?

Tabi bu isimlerin içinde en fazla dikkat çeken isim de Hülya Avşar oldu…

Hülya Avşar, şiddetin sembolü olan Ayşe Paşalı’nın yerine geçmiş…

Hülya Avşar’ın hayatı kendini ilgilendirir ama böyle önemli bir konuda Ayşe Paşalı gibi bir ismin yerine geçecek en son kişi bile olmamalıydı…

Bu Hülya Avşar ki, daha çok yeni katıldığı bir kermes çıkışında “Sadece erkekler dövüyor diye bir şey yok, kadınlar dayak yiyor gibi geliyor bana.

Kadının kaşınanı var, kaşınmayanı var, haksız yere dayak yiyeni var. Dayak konusunda bazı kadınlar hafif kaşınıyor. Adamı tahrik ediyorlar. Akıllı kadın dayak yemez”

Birde o kermeste kadını iç çamaşırlarıyla birleştirmişti yani kadını cinsel obje olarak topluma sunmuştu…

Akıllı kadın dayak yemezmiş öyle mi?

Vallahi erkek vurdu mu döver de ama Hülya Avşar şunu unutmasın ki; Akıllı kadın değil, akıllı ve vicdanlı bir insan böyle konuşmaz konuşmamalı…

Böyle konuşan bir kişinin de Empati yapıp bu konudaki tavrının samimi olduğuna kimse inanmaz.

Acaba kendisi hiçbir erketen bir tokat yemiş mi?

Yemişse neden yemiş?

Çok mu kaşınmış?

Ne kötü yakıştırmalar öyle değil mi?

İşte bu tip kişilerle yapılan böyle kampanyalar ancak bu magazin ünlülerinin ününe ün katar kadına şiddet konusunda da hiçbir katkıda bulunmaz.

Magazinsel bir hayatla meşhur olmuş ve toplumun değerlerine aykırı dizilerde filmlerde boy gösteren kadınların toplumun yarasına deva olmasını da kimse bekleyemez.

Hele hele bu isimlerin başında Hülya Avşar hiç olmamalıydı…

Şayet gerçekten toplum için bir şey yapmak isteyen ünlüler varsa buradan şöyle bir şey söylemek istiyorum…

Sanat için kameralar önünde soyunuyor, öpüşüyor, koklaşıyorsunuz…

Peki, o halde rica edeceğiz içinizde dayak yiyen varsa insanlık için kadınlık için çıksın yediği dayağı delikanlı gibi anlatsın…

Şöhret için yapmadığınız yok…

Sanat için her şeyi yaparken insanlık için yediğiniz dayağı anlatsanız ne olur?

Ne olur biliyor musunuz?

İşte o zaman attığınız taş birilerini ürkütür…

Çoğu ünlü yediği dayağı veya tokatları reklam malzemesi yapmıyor mu?

Hepimiz yıllardır seyretmiyor muyuz?

Ve dayak yemek kötü bir şey ama insanlık için bir işe yarayacaksa çık anlat…

Magazinde yer alan dayak haberlerinden çok daha anlamlı olacak ve çok daha işe yarayacaktır…

En azından halk için çok samimi olacaktır…

Hele Hülya Avşar’ın yıllardır sergilediği ukala tavırları ve ukala söylemlerinin ardından Ayşe paşalı gibi bir ismin yerine geçip poz vermesi insanların vicdanını çok rahatsız etmiştir.

Şahsen ben bir kadın olarak Ayşe Paşalı adına çok üzüldüm…

O kaderi yaşamış mazlum bir kadını canlandıran ismin çok daha anlamlı işler yapmış bir diğer isim olması gerekirdi. Daha doğrusu sadece Ayşe paşalı değil diğer tüm isimler için bu geçerlidir.

Bu projede ki tüm isimler kendilerince bir iş yapıyorlar ve bir hayat yaşıyorlar. Bunları eleştiririz ama sonuçta kendi hayatları onları bağlar, fakat böyle bir projede olduklarında ve özellikle Hülya Avşar isminden kamu vicdanı rahatsız olur ve olmuştur…

Hayatları kendi seçimdir ama özellikle kadını ilgilendiren “şiddet” gibi bir konuda topluma doğru mesaj verilmek isteniyorsa konunun içeriğine uygun doğru isimlerin seçilmesi gerekiyordu…

Açıkçası bu proje için seçilen isimler resmen kaş yapalım derken göz çıkarmak olmuştur.

İnsan üzülüyor…

İçi eziliyor…

Başak isimler bulamadılar mı deniyor…

Bu şiddete maruz kalıp ölmüş insanların ruhlarını şad edelim derken kemiklerini sızlatmanın hiçbir anlamı yok.

Evet, sanat için soyunan kadınların insanlık için çıkıp yediği bir tokadı anlatması makyajla dayak yemiş hallerinden çok daha fazla etkili olacaktır.

Evet, 8 Mart dünya kadınlar günü kutlu olsun ama şunu unutmayalım…

Kadına şiddet çözülmediği sürece her gün 8 Mart olarak kalmalıdır…

Yoksa kutla- kutla dur ne olacak?

Ne olacak?

Ünlüler ünlerine ün katacak o kadar…

Bu tip konulara öncelikli dini ve ilmi eğitimle ve eğitim içerikli kampanyalarla çözülür…

Vicdansız insan zalim olur…

Vicdan ise İmanın gereğidir ve Allahtan korkmayan kanunlardan korkmaz. Kaldı ki kampanyaları da hiç takmaz…

Bu yüzden çocuklarımıza vicdani eğitimi Allah korkusunu sevginin anlamını vermeliyiz ki gelecek nesiller için bu konularda bir çözüm sağlayalım…

Yoksa yaz- yaz dur…

Kampanyalar yap- yap dur…

Ve kadınlar da ölüp dururlar o kadar…

| Yazar: Sevda TÜRKÜSEV | Kategori: Yazılar | 9 Mar 2013, Cumartesi |
.