.single

Oyunu halk bozuyor 3 Kasım 2014 yenisafak.com yazısı

Gezi olaylarından bu tarafa sürekli ülkemiz üzerinde oynananların, küresel gücün bir oyunu olduğunu söylüyoruz. “Büyüyen Türkiye” istemeyen bir Batı ve Birlemiş Milletler var. 90 yıldır keyifleri yerindeydi; parmaklarında oynattıkları bir Türkiye vardı. Tezgâhı iyi kurmuşlardı. İçerideki baronlar, siyasiler, bazı iş adamları, medya ile birlikte Türkiye halkını adeta sömürmeye pek bir güzel alışmışlardı. Ne öldürdükleri nede güldürdükleri bir Türkiye ile istedikleri gibi oynuyorlardı. Sağ partiler iktidara geldiğinde önce seslerini çıkartmazlar, tam biraz ülkede hareket bereket başlayacak olur, hemen dışarıdan talimat verir, içeriden bir gazete manşeti ile ertesi gün darbe yaptırıp ülkeyi kaosa sokup karşıdan seyrederlerdi. Darbeler, idamlar, ekonomik sıkıntılar ile o yatağa bağladıkları hasta adam Türkiye modeli tam istedikleri kıvamda devam edip gidiyordu.

Her şey tıkır tıkır yolunda giderken birden bir Ak Parti ve Recep Tayyip Erdoğan ortaya çıktı. En başında tedirgin değillerdi ve Erdoğan”ı da parmaklarında oynatacaklarını tezgâhlarına uyduracaklarını zannettiler. Fakat öyle olmadı. Aslında Ak Parti ilk iktidar olduğunda Erdoğan da ses çıkartmamıştı. Köprüyü geçene kadar sessiz kalmak zorundaydı. Ne zamanki ülke biraz kendine geldi, halk kendine geldi, işte o zaman Erdoğan sesini çıkartmaya başladı. Mesela 2007, Türkiye”nin sesini yükseltmesi ve dünyaya diklenmesi “biz de varız” demeye başladığı bir yıldı. İşte o yıllarda Batı”nın, yani dünyanın üzerimize oynadığı oyunlar bozulmaya başladı.

Erdoğan”ın “one minute” çıkışı ise onlar için bardağı taşıran son damla oldu. Nasıl olurda Türkiye İsrail”e kafa tutardı? İsrail toprak olarak küçük ama zihniyet olarak “büyük”tü ve onları temsil ediyordu. İsrail demek ABD demekti; Batı demekti…

İşte o “one minute” çıkışından sonra iyice deliren bu küresel güçler Gezi”de iyice kendini açığa çıkardı. Bizler de bu vesileyle bizdeki baronların ve CHP”nin kime hizmet ettiklerini iyice anlamış olduk.

Beceriksizliğe mahkûm ettikleri, istedikleri gibi yönlendirdikleri Türkiye, artık eskisi gibi değildi ve karşılarında artık güçlü bir Türkiye vardı. Halbuki onlar hep güçlü olacak, onların her şeyi bizden daha güzel olacak, onların halkı eğitimli olacak, onlar modern olacak yani hep onlar bize tepeden bakacaklardı!

Ama öyle olmadı…

Düşünsenize, “The New York Times” yeni cumhurbaşkanlığı sarayımızı sürmanşet yapıyor. Neden acaba? Neden olacak, onların saraylarından daha büyük ve ihtişamlı bir başkanlık sarayını onlara sormadan yaptık.

Daha doğrusu bizimde artık bir başkanlık sarayımız var!

Bizim küçücük Çankaya Köşkü”müz bize yetmeliydi. Bir de halka Çankaya Köşkü”nü kutsal bir mekânmış gibi lanse ettirmeye çalışan CHP”yi de musallat ettiler. Onların zihniyetine göre “saray kim biz kim” olduğumuz için başkanlık sarayımız bunlara pek koydu. Biz Beyaz Saray”daki oda sayılarını hiç sorguladık mı ki, bizim başkanlık sarayımız gözlerine battı. Tabi Cumhuriyetin ilanından sonra devleti temsil eden mekânlara bile müdahale ettikleri için kendileri ile aynı seviyede bir saray çok koydu bunlara…

İyice kendilerini kaybettiler ve en son Almanya”da okul kitaplarına basılan bir karikatür hazımsızlıklarının doruğa vardığının bir ispatı oldu. Bir köpek kulübesinin üstünde “ERDOĞAN” yazılı karikatürün Alman hükümetinin haberi olmadan ders kitaplarına girdiğini düşünmek için aptal olmak gerekir.

Her şey o kadar planlı ki!

Bunların hepsi Türkiye”yi itibarsızlaştırma ve bir dünya lideri olmuş, halkın lideri olmuş Erdoğan”ı küçük düşürmeye çalışma çabasından başka bir şey değil. Yani oyun içinde oyun ve haince, kalleşçe bir de içeriden bunlara destek veren -sözüm ona- TC vatandaşları…

Gezi”de, 17 Aralık”ta yapamadıklarını, çözüm sürecini bozmaya çalışarak denemeye devam ediyorlar. Önceki yazılarımda “Öyleleri var ki, içeriden darbe yaptıramayınca Türkiye”ye dışarıdan müdahale yapılmasını bekliyorlar!” demiştim…

Bugün Cemaat”in yazarları, malum medya yazarları aleni bir biçimde hala askere çağrı yapıyor ve dışarıdan müdahale yapılmasını telaffuz edebiliyorlar!

Bakınız; ülkesinde darbe olmasını veya dışarıdan müdahaleyi telaffuz edenler ülkesini asla seviyor olmazlar. Bunları rahatça yapanlar, çok açık bir şekilde dışarıya hizmet ediyorlar demektir!

Zaten biliyorduk ama şu sıralarda kendinden geçmiş bir şekilde açıkça darbe söylemlerini kullananların artık kime hizmet ettikleri açıkça ortada…

Oyun büyük! Oyun içinde oyun ve içimizdeki kalleşler dışarıdakilerden daha hainler…

Fakat bunların hesaba katmadıkları halk, onların oyunlarına karşılık Gezi”den bu yana restini sandıkta çekiyor. Halkı ciddiye almayan oyun kurucular bu yüzden panik, nefret ve kin kusuyorlar. Yıllarca sindirdikleri Türkiye ve halkının demokrasi ve özgürlüklerin arkasında bu kadar dik duracağını hesaplarına katmadılar. Ve tabi bunları sağlayan liderlerine sıkı sıkı tutunacağına…

Liderine ve hükümetine sahip çıkan halkı aşmak için terör, çirkeflik, hakaret aklınıza ne gelirse açıkça yapıyorlar.

Yalnız arada şöyle bir fark var; ne yaparlarsa yapsınlar artık bu halk tüm gerçekleri görüyor ve iradesine sahip çıkıyor.

Bunlar istedikleri kadar uğraşsınlar halk bu duruşundan asla vazgeçmeyecek. Buda onlara yeter…

Biz yıllardır yazıyoruz “CHP”nin asla iktidar olma derdi yok. Onlar koltuklarının derdinde; ülke umurlarında değil!” diyoruz.

Eee, ne oldu?

CHP Milletvekili Emine Ülker Tarhan partisinden istifa etti. İstifa ederken de partisi için, “İktidar olma umudu ve gayreti olmayan…” sözlerini kullandı.

Evet, ne oldu?

Şimdi CHP seçmeni oy verdikleri partilerinin hangi amaca hizmet ettiğini anlamış oldular mı? Konu vatan millet sevdası ve ülke menfaati ise CHP”nin bunlar için olmadığını anladılar mı acaba?

Aslında çoğu bunun farkında ama sadece siyasi hırsları ve Ak Parti”yi sevmedikleri için ülkenin zarara uğrayıp 20 yıl öncesine gitmesine bile razılar.

Bu mu vatan, millet, cumhuriyet sevgisi Allah aşkına?

Konu vatan ise gerisi teferruat olmalı ama şayet vatanını seviyorsan tabi…

Evet, aslında Emine Ülker Tarhan bizim yılardır yazdıklarımızı özetleyerek CHP gerçeğini ortaya koydu.

Bir ülkenin ana muhalefeti iktidar olma gayreti ve ümidi içinde değilse, neden var olur, neden muhalefet yapar? Ve neden her şeye karşı çıkar? Türk Askerini ateşe yollamak için tezkere ister, molotofu ateşli silah olarak görmez, kendine oy vermeyen halka hakaret eder, yüzünü kapatan eylemcilere sahip çıkar, halkı koyun olarak nitelendirir; neden?

Her fikrin bir ahlakı olmalı, fikrinin ahlakı olmayanlar ancak bunları yapabilirler. Fikrinizin ahlakı yoksa eylemlerinizin meşru olması söz konusu değildir. İşte böyle bazıları gibi oradan oraya savrulup durursunuz…

Evet, neden mi böyle şeyler yaparlar?

Vallahi bunlar kime hizmet ediyorsa, ondan bunları yapar!

Kime mi hizmet ediyor?

Eee, onu da o “koyun” dedikleri halk gayet iyi görüp sandıkta “ak koyun kara koyun neymiş” kimmiş hakkını veriyor…

Netice… Artık o devirler geçti mirim; birileri “özgür koyunlar” saplantısı ile debelenirken HALK OYUNU BOZUYOR!

Artık anlayana…

| Yazar: Sevda TÜRKÜSEV | Kategori: Yazılar | 22 Kas 2014, Cumartesi |
.