.single

Sol yumruğunuz hep havada kalacak! 23 Ekim 2014 yenisafak.com yazısı

Bazıları, yani şu sol zihniyet neden iktidar olamıyor, bir kez daha anlamış olduk.

Yol arkadaşlığı tatlı bir birlikteliktir, fırsatçılık değildir. Fırsatını kollayıp, slogan atıp huzursuzluk yapmak ise ancak sol yumruğunu kaldırıp kendisini emekçi zannedenlerin işidir.

Neden mi söz ediyorum?

Hak- İş Konfedersyonu”nun 39. kuruluş yıldönümü ve “Kısa Film” yarışması ödül gecesindeydik. Başbakan Davutoğlu, bakanlar, milletvekilleri ve tüm davetliler oradaydı. Sonradan öğrendik ki, Başbakan aylar sonra çocuklarına, “Bu akşam evde birlikte yemek yiyeceğiz.” sözünü vermiş. Fakat Hak- İş”in bu daveti ve kısa film yarışmasında ödül alanları da kırmamak adına evine değil halkın yanına gelmiş.

Evet, Başbakan konuşmasını yaptı ve tam gidecek, programda olmamasına rağmen birincilik ödülünü kendisi vermek istedi ve birinci olan delikanlı sahneye davet edildi. Tabi programda olmadığı içinde ödül alan film başlayınca program iyice uzadı. Filmin ortalarında Bülent Arınç, “Ödülü verelim delikanlıya artık.” dedi. Hepimiz oradaydık, Arınç”ın asla kötü b,r niyetle söylemediğine şahidiz. Neyse, Başbakan sahnede ayakta delikanlıyla birlikte filmi sonuna kadar seyretti, onunla ilgilendi sohbet etti. Hatta delikanlı “oturup seyredelim” dediğinde “hayır ayakta seyredelim” dahi demiş.

Tabi delikanlı Bülent Arınç”ın o sözüne gıcık olmuşçasına ödülü aldıktan sonra Başbakan yanında, sahnede gayet ukala bir şekilde, “Biz sizi iki saat burada dinledik sizde bizi dinleyin.” deyip sol yumruğunu havaya kaldırarak sözüm ona emekçiler için resmen şov yaptı.

Başbakan Davutoğlu tüm güleryüzü ve sevecenliği ile delikanlıya, evine, ailesinin yanına değil buraya geldiğini söyledi ve “Bir Başbakan senin filmini sonuna kadar ayakta seyrediyor. Bunun anlamını kavramış olman ve sanata ve sanatçıya verilen değeri görmen lazım.” dedi. Tekrar tebrik etti ve salondan ayrıldı.

Şimdi belliki, bu vatandaş oraya hazırlıklı gelmiş. Zaten sahneye çıkınca o lakayıt tavırlarına bakınca “bunun altından kesin bir şey çıkacak” demiştim, kendi kendime. Konu Bülent Arınç”ın söyledikleri değil, konu orada bir şey yapmak, kısa yoldan gündem yaratmak, gündeme gelmekti galiba.

Hatta alışkanlıkları üzere iki ağaçtan eylem olay çıkarmaya alışık oldukları için, bir ayaklanma denemesine şahit olduk dahi demek yanlış olmaz. Hep aynı senaryolar hep aynı oyunlar.

Konu Bülent Arınç”ın söyledikleri olsa o çıkışı yapmazdı çünkü muhatabı Başbakandı. Ödülü ondan alıyor ve Başbakan seninle ilgilenmiş, ayakta dakikalarca filmini seyretmiş… Galiba bu delikanlı önceden bir şeyler yapmaya hazırlanmış. Tamam, tepkini göster ama o sol yumruk kaldırmalar ne oluyor? Hele o saygısızca konuşma! Anlayacağınız bir şeyler yapılacaktı da Arınç”ın o sözleri fırsat oldu…

Kaldı ki, Hak- İş düşünce, inanç, siyasi bakış açısı vs. hiçbir şeyi dikkate almadan tarafsızca bir değerlendirme yaparak birinciliği sana veriyor. “Emeğe saygı” çerçevesinde sadece yapılan işi dikkate alarak bir ödül vermiş.

Ve sen sev, sevme ülkenin Başbakanı, bakanları, vekilleri oraya insana saygı duyup gelmişler. Hak- İş gibi 39 yıllık geçmişi olan ve geçmişinde hiçbir olay olmayan saygın bir kurum sana bu ödülü vermiş ama senin adab-ı muaşaretten bile haberin yok! Edep adap bilmeden slogan atmak yumruğunu havaya kaldırmak herşeyden önce sana ödül veren o kuruma saygısızlıktır. İnsanlar seni sayıyor; sense ucuz kahramanlık yaparak bir şey yaptığını zannediyorsun çocuğum.

Başbakan”ın yanında, basının karşısında sol yumruğunu havaya kaldırıp slogan atıp kahraman mı olacağını zannediyorsun? Yada önceden böyle olaylardan sonra bu ülkede hükümet düşerdi; sen de hükümeti düşüreceğini mi zannettin?!

Sen kendi düştüğün durum bak evladım!

Tabi rahat ol! Haber oldun, senide kullanırlar, ardından iki- üç gün sonra bir kenara koyarlar.

Orada amaç o kadar belliydi ki; Arınç2ın hiçbir kötü niyet içermeyen sözleri olmasa da o yumruğu havaya kaldırıp o sloganı atacaktı. Dedim ya, ellerine geçen en ufak bir fırsatta hemen bir fırsatta huzuru bozma girişimleri.

Her şeyi geçtim, ayıp denen bir şey var! Birde bu ülkede “Demokrasi yok!” diyorsunuz! Bu ülkedeki demokrasi size o kadar fazla gelmişki, saygısızlık ve edepsizlikle demokrasiyi karıştırıyorsunuz.

İşte siz böyle ufak olaylarla fırsatlandığınız için bu ülkenin tarihinde hep “kısa film” oluyorsunuz. Bu ülkenin filmi kıyamete kadar bitmeyecek kadar uzun ve anlamlı. Öyle sol elini havaya kaldırmakla, iki ağaç için etrafı yakıp yıkmakla, polise taş atmakla, solculuk naralarıyla, sahte emekçilik oynamakla olmaz bu işler!

Madem emekçisiniz, emeğe saygınız var, o halde o geceyi hazırlayan, aylardır uğraşan, sizleri bizleri oraya toplayıp en iyi şekilde ağırlayan, sizleri hiçbir ideoloji ve görüş gözetmeksizin o ödüllere layık gören HAK- İŞ”in emeğine de saygılı olsaydınız ya!

Kendi emeğine saygı isterken başkasının emeğine saygısızlık yapmak ancak sadece hava kaldırdıkları sol elinden medet umanlarda görülen bir vakadır!

Unutma sevgili çocuğum; “Bir elin nesi var, iki elin seni var!” demişler. Yani siz sadece solu tek gerçek, sağı gereksiz gördüğünüz saygısız olduğunuz için bu ülke halk nazarında itibar kaybedip muhalefette kalıyorsunuz sürekli. O sol eliniz hep havada kalıyor. Ve bu kafayla da o sol yumruğunuz hep havada kalacak.

Kısa metrajlı ideolojik kişisel filmler, uzun tarihi olanlar için geçicidir. Uzun tarihli olmak için uzun metrajlı düşünmek lazım. Bunu düşünmekte kısa adamların değil uzun adamların işidir. Uzun adam olmak için de 1,95 boyunda olmak gerekli değil. Bir delikanlının, bir çocuğun yaptığı ukalalık ve saygısızlık karşısında nezaketini bozmayacak kadar erdemli ve donanımlı olmak gerekir.

Umarım o gecede bu delikanlı bir şey öğrenmiştir: Yaptığı saygısızlık karşısında bir ülkenin Başbakanı tarafından şevkatle ve sevgiyle karşılandı. Fırsatçılık değil yol arkadaşlığını ve emeğe saygıyı önce kendi hayatında yaşaması sonra millete mesaj verecek filmler çekmesi gerekir.

Bu zihniyetteki solcular hayatta iflah olmazlar!

Çünkü tek bakış açıları var; o da sadece biz…

Maalesef sadece siz değil “hepimiz”…

Bu ülkede hep birlikte insanlara saygı duyarak yaşamayı öğrenmek halkın seçtiklerine saygı duymak tek partili dönemlerin diktatör beyinleri için ne kadar zor… Tabi Kılıçdaroğlu Gezi gençliğini alınlarından öpmeyi meziyet sayarsa, bu gençler sol yumruk göstermeyi kahramanlık zannederler.

Solun hali ortada; kendi içlerinde bölünerek azalıyorlar. Bilimsel olarak ters ama sol bütün kuralları alt üst edecek kapasitede çok şükür. Malum, Emine Ülker Tarhan da parti kuruyormuş. Diğer taraftan İdris Bal, yani Cemaat”in yeni partisi de hayırlı olsun! Kurup kurup duruyorlar ama halkın gönlünde taht kurmak mesele…

Kur kur nereye kadar? Tabiî ki, sandığa kadar, halkın iradesine kadar…

Bunlar parti kurmaya devam etsinler. Halk zaten sandıkta gereğini yapıyor; yani halk sandıkta bunların turşularını bir güzel kuruyor amma…

Artık anlayana…

| Yazar: Sevda TÜRKÜSEV | Kategori: Yazılar | 22 Kas 2014, Cumartesi |
.